Evliliğin, aşkın arkasından hançer sapladığına inananlar gibi sanırım ben de Facebook ve Twitter gibi mecraların ‘blog’ kavramına dostça yaklaşıp daha sonrada onu arkasından vurduğunu düşünüyorum. Sosyal mecralar çıkana kadar kişisel bloglar bugün olduğundan daha fazla talep görüyordu, yalan yok. Fakat ne zaman sosyal mecralar kişisel medyaları oluşturmakta ana akım platformlar oldu işte o zaman kişisel bloglara olan ilgi ve alaka da azaldı. Fakat bu platformlar ilginin azalmasına neden olsa da şu gerçeği unutmamak lazım; bloglara en çok trafik kaynağı gönderenler de onlar.
Instagram Faktörü ve Profile ‘Blogger’ Yazmak
İçerik takipçileri diyebileceğim internet kullanıcıları ‘bilginin kısa olanı makuldür’ deyip sanırım iki paragrafı geçmeyen yazıları okumayı seviyorlar ki biz kişisel blog yazarları da iki paragrafın altında kalmayı pek beceremiyoruz. Bu yüzden bir dönem moda olan (ve sanırım hala ilgi görüyor) Instagram yazarları kendilerine ‘style bloggger’, ‘fashion blogger’ diyerek ilgide tavan yaptılar ki arkadaşımın da bahsettiği ‘insanların özel hayatına karışan bloglar’ işte tam olarak bu kullanıcılar oldu. Fotoğrafların altına yazılmış maksimum 100 kelimeden oluşan tek paragraflık yazılar yükselişe geçerken kişisel bloglara ve bu blog yazarlarına olan ilgi azaldı. Instagram’a uzun video özelliği gelince zaten vajina beyazlatma filan derken iyice blogger kavramı saçma sapan bir hal almaya başladı.
Kişisel Blogların Devri Bitmedi!
İşin asıl gerçeği ve benim şahsi görüşüm şudur ki; wordpress, blogger, tumblr, medium gibi servisler durduğu sürece ve kaliteli blog içeriği üretenler var olduğu sürece kişisel blogların devri bitmeyecek. Çünkü artık devir internet yayıncılığı devri ve blog yazmak da internet yayıncılığının (ister kabul edin, ister kabul etmeyin) bir parçası ve günden güne olan ilgi ivme kazanarak artıyor.







0 yorum:
Yorum Gönder